| Buraya gelen Kovik'lilarin yasam kosulari ve calisma
sartlari cok zordu. Almanyaya ilk gelenleri ikinci grup takip etmis
ve bir cok Kovikli Almanyaya gelmisti. Hüseyin Akkoyun, Hidir Akkoyun,
Hüseyin Bal, Hüseyin Tas, Ali Ay ve daha bir coklari. Ögretmen olan
Ali Sari, Almanyaya okumus kisi olarak ilk gelenlerdendi. Daha sonra
tekrar Türkiyeye döndü.
Daha önce belirtigim gibi, Almanyaya bu göcün nedenlerinden biride
ilk Almancilarin izine gelisi ve köyde biraktigi etkiydi. Ütülü
beyaz gümlek, kat elbise, kiravat, ellerinde erivan radyosundan
kürtce sarki dinleye bilecegin radyolar, Asik Mahsuni, Aliekber
Cicek ve Davut Sulari pikablari.. Almanyaya normal bir köylü olarak
gidip, bir sene sonra yukarida yazdigim seylerle ile köye dönenler
büyük bir etki birakiyordu. Nereden nereye. Bu olanaklarida Almanya
sunuyordu. Bunu kim istemezdi.
Izine gelen Almancilar, köylüler tarafindan davet edilirdi. Koyun
kesilir, güzel yemekler yapilirdi. Cocuklar icin bol et yeme dönemi
olurdu.. Bu yazdiklarimi anlamak icin 40-50 sene geriye gitmek lazim.
Kovikin o zamanki halini düsünün. Vartodan getirilen firin ekmegi
ve helvayi, getirilen meyve, sebze ve diger seylerin verdigi heycani..
Ben 1970 de Almanyaya ögrenci olarak geldim. Türkiyede liseyi bitirmistim.
Hanover Teknik Üniversitesinde kaydim yapilmis ve Lineburg'taki
Goehte Enstitüsünde Almanca ögrenmek icin yer ayrilmisti. Milli
Egitim Bakanligindan ögrenci olduguma dair belgele ile pasaport
alarak, Almanyaya geldim.
Buradaki yabanci iscilerin ve Koviklilarin yasama sekilerini ve
calisma kosularini pratikte görme olanagim oldu. Yabanci isciler
en agir ve zor islerde calistiriliyorlardi. Köylü olduklarindan
iscilik hayatini tanimiyorlardi. Tarla isi senede 2-3 ay sürer,
Fabrika isi öyle degil. Haftanin en az alti günü calisiyorlardi.
Almanyaya gelen ilk Koviklilar, bekar hayatini yasiyorlardi.. Yanlarinida
aileleri yoktu. Barakalarda, isci yurtlarinda gruplar halinde kaliyorlardi.
Köy ile iliskileri, senede bir kere izine gitmeleri ve mektup yolu
ile oluyordu. Mektuplarin gidis-gelisleri bir, birbucuk ayi buluyordu.
Mektuplar o zamanlar dört gözle bekleniyordu. Özlem ve hasret mektup
ile gideriliyordu.. Köyden gelen mektuplar genelikle söyle basliyordu:
" Evela mahruren selam eder, her iki gözlerinden, ellerinden
öperim. Bizi soaracak olursan, hamd olsun iyiyiz. Evin (Karin) ellerinde
öper" ile baslar ve biterdi.
Almanya ilk gelenler her konuda bir cok zorluk yasiyordu. Lisan
bilmekdikleri icin kendi haklarini sahip cikamiyorlardi. Sendikayi
tanimiyorlardi. O zamanlar pasaportlar bir seneligine uzatiliyordu.
Senede bir kere Türk Konsolosluguna gidilip uzatiliyordu. Buda basli
basina bir rezaletti. Alman daireleri ile ilgili isleri, genelikle
is yeri yapiyordu.
Daha sonralari Koviklilar ailelerinide getirmeye basladi.. Aile
birlesimi kanunu ile aile fertlerini ve 18 yasindan kücük cocuklarini
Almanyaya getirme olanagi dogdu. Almanyaya ikinci nesilde bu yol
ile gelmeye basladi. Ailelerin gelmesi ile baraklardan ve yurtlardan
evlere tasinmaya baslandi. Zabut Bektas Berlinde, Bektas Sarikaya,
Hasan Yuvanc, Haydar Baba ve Ayhan Bal'da Salzgitter-Lebenstedt'te
ev tutarak, aileleri ile yasamaya basladilar.
Bügün artik Almanyada ücüncü nesil Koviklilar yasamakta. Almanyada
dogan ve büyüyen cok sayida Kovikli var. Ikinci nesil Koviklilar
hakkinda bilgim sinirli ve ücüncü nesil Koviklilari hakkinda hic
bir bilgim yok. Bunun icin yeni nesiler hakkinda yazamiyorum. Yeni
nesil nasil yasiyor, hayat kosulari nasil, bilmiyorum.. Son dönemlerde
evlenerek gelenler, iltica yapanlar ve ögrenci olarak gelenler oldu.
Avusturyada yasayanlar var.
|