| Derlerki, Tanrı arayışına 40 kanatlı kuş talip
olur. Kanatlanır, kaf dağına uçarlar... Kaf dağına vardıklarında,
başlarlar kendilerini saymaya. Ne bir eksik, ne de bir fazla.. tamı
tamına kırk. Tanrıyı araken, kendilerini bulanların hıkayesidir
bu. Sanıyorum Kafka 'nın bir kitabında anlatilir bu hikaye. Burada
anlatılmak istenen, arayışın sonunda, insanın gelip kendini bulmasıdır.
Yani insanla bütünleşen gerçekliktir aslolan. Belki de Halac- ı
Mansurun "Enel Hak" demesinin altındaki gerçek te budur. Yani kendisiyle
bütünleşen mistiki düşünce. Yaradanin, insan olgusunda kendini ifadesi..
Kabem insandir söylemi, yaşadığımız cografyanin fikridir. Halk gerçekliğini
de bu bağlamda ele almak, yalnış olmasa gerek..!
İnsan oğlunun tanrı arayışı, özünde kendini tanımlamanın arayışıdır.
Kendini tanımlarken, ispat peşindedir. Bilim öncesi arayış budur,
başka türlüsü de olmazdı zaten, beklenemezdi. Bilim, birçok konuda
sorulan sorulara yanıt aramış, bulmuş ve bu arayışın sır perdelerini
peyde pey aralamış ve aralıyor. Geçmişin yaradılış arayışları, hikayelerde
bir hoş seda bırakarak, tarihe notunu düşmüştür. Bir sosyolog şöyle
bir anlatımda bulunur: Der ki" Annesinden yeni doğan bir çocuğun,
ıssız bir ada da bir ceylan tarafından emzirldiğini varsayalım;
İnsandan doğan bu canlı, dil konuşamıyacaktır. Ceylan gibi yürüyecek
, yiyeceğini ceylan gibi başıyla yiyecek, Tanrı, ölüm fikri olmayacaktır
v,s." Sonuç olarak; insanın sosyal bir varlık olduğunu, sosyal bir
fenomen olduğunu söyler. İnsanı yaratan sosyal gerçekliğe ve insanların
yarattığı değerlerin buna temel teşkil ettiğine dikkatimizi çekiyor.
Sosyal olgulardan yola çıkarak, insanı tanımlayan doğru; gerçekliğin
kendisidir. Realitedir. Beşeri yaşamdır. Acaba ortadoğu karmaşasında,
modern insanın oluşmamasında hangi faktörler belirleyici ??! İslamın
Adem ve Havası günümüzde hangi travmalara bizi kurban etti? Yasak
meyvenin çocukları, tabulara kurban olurken ... Düşünemeyen, yargılayamayan
mantıkla, toplumlar hangi düzeyi yakaladı..? Bu arayışta, uluslar
çok bedl ödedi. Recm denen ahlaksız uygulama ,kaç genç kızın canını
aldı...! Rec( taşlayarak öldürme )min uygulandığı bir toplumsal
dokuda, sosyal insan var mıdır ? İnsan beynini mengeneye sıkıştıran
bu mentalite, ulusların kaderini de ipotek altına alırken de, işlevsiz
değildi. Sömürgeciliği kutsayan bir işlev yüklendi bizim coğrafyada.
Kürd ulusunun handikaplarından bir tanesi de, din bağlamında ki
çıkmazdır. Sosyal yaşamımızda kanıyan bir yara olarak bu vakaalari
okudukça, rahatsiz olmamak mümkün değildir.
İslam, kızılbaş, êzdî ,hıristiyan, ateistler bu sosyal yaşamda
inanci bağlamda realitemizdir. Bu inançlarla birlikte yaşamak zorundayız.
Ayrılıklar derinleştirildiğinde, altından Shêxan (güney Kurdistanda
bir bölge, çoğunlukla ezdi kürdler yasar) çıkar. Kürd qızılbashları
70 li yıllara kadar, evlilik kurumunda sunni kurdlere, müsülmanlara
kız alıp vermede sorunluydu ve bu kırıldı. Fakat, êzdı kardeşlerimiz
halen bu tabuya çokça bağlı ve doğru bir duruş olarak görmekte..!
Kısacası sosyal yaşamda, dinin kaynaşmadaki negatif sakatlığı değil
mi bu ? Bu tabuya esir olmak, êzdî kurdleri düşündürmelidir. Kürd
toplumundan izole olmamak, milli fikir etrafında buluşmak başka
nasıl mümkün olur.
Azınlıkların haklarına saygı duymak, demokrasinin kendisidir. Onların
haklarını gövenceye almanın adıdır demokrasi. Elbette ki sömürge
toplumun insanları, ayrılıkları değil, ortak noktaları esas alarak
buluşmalıdır. Aksi durus, düşmanlarimiz ayrılıkları derinleştirirken
, kaderciliğe boyun eğen ve kaderimize razı bir rota çizmiyor mu
? Her kes bu bağlamda, ulusal duruşu sergilerken dini rengini değil,
ulusal fikrini temel almalıdır... Ancak özgür Kürdistan'da dini
vecibeler, özgürce, özgür vatan topragında yerine getirilir.. Alevi-kızılbaş
kürdler de kemalizmin yedeğine çekilirken, insan utanıyor malesef.
Saygıyla,
|